Odasının loş ışığı altında, eski bir film setinden fırlamış gibiydi bu sahne. Kalın tüylerle kaplı amcığın sıcaklığı göz kırpıyordu, klasik bir kadınlık kokusuyla doluydu hava. O eski usul pornstarlar gibi, doğal ve sert hatlarıyla büyülüyordu saniyeleri. Yarağını hiçe sayarcasına sertçe dayadı içine; amcığını büküp her köklüyüşüyle derinlere indirdi kendi vahşi ritmini. Kadının sesi inlete inlete yükseliyor, o anın dışındaki her şeyi silip atıyordu bedeninde. Tüylerin arasından kayıverdi yumuşak dudaklar; varlığını kabullendiren, vurdukça daha da açılan o amcığı tutmak için yalvarıyordu sanki.
Gözlerindeki ateşi hissettiğinde daha da bastırdı saksoyu, sertçe vurdu göbeğine kadar inerken kaotik bir heyecan sardı ikisini de. Avuçları kadının kalçalarını sıkarken kasıldı bedenleri; ne kaçış vardı ne de duraksama. Her sikilişi biraz daha çılgına çevirdi ortamı; tüylerin arasında parlayan ter damlaları kadar gerçek ve hamdı bu sevişme. Kadın, karşı koyamaz halde vücudunu bırakmıştı köklemenin ritmine; arada çıkan hırıltılar ve bozulan nefesler birleşerek bu sarhoşluğun alkışına dönüşüyordu.
İnce ince işleyip hızını artırdıkça, dozu kat be kat büyüttü sikişin şiddetini. Kafası arkaya attığında amcığı iyice açılmıştı; sapla adeta apış arasını yırtarcasına dalıp duruyordu o yarağa. Sürtünmenin yarattığı acı ve zevk karışımı yangın içindeydi kadın; ısrarla göğsüne dayanan adamın kopuşu yaklaşırken nefesleri hızlandı. Sonunda öyle bir şekilde bıraktı ki kendini, bütün ayak sesleri içeri dolarken kopuşu patladı; kaba ama derin bir inilti eşliğinde vücudu kasıldı, titredi, yere serildi.
O tüylerin arasından yükselen son hırıltıyla birlikte sustu her şey. Sertlik azalmış olsa da ateşi hala yanıyordu tenlerinde; sanki geçmişten kalan izler gibi kalıcıydı o anın hatırası. Böylece tamamlandı bu kirli tarihçenin en çıplak bölümü: Klasik tüyler içinde, vahşi ve dizginlenemez bir kökleme hikâyesi…

